Derinden sevip sevilmek istiyorsan, seni büyülemeyen, anlamsız, varlığı yokluğu bir şey ifade etmeyen, öylesine ilişkilerden vazgeçmeyi bileceksin. Aşk istiyorsan acıyı, özlemin yakıcılığını kabul edeceksin. Büyük bir kaybedişin her zaman kapının eşiğinde pusuda beklediğini bileceksin. Derin bir ilişki istiyorsan şayet, seni koruduğunu düşündüğün bütün zırhlarından kurtulup zarar görmeyi göze alacaksın. Büyük riskler yoksa büyük aşklar da yoktur çünkü... Seni doyuracak, kimliğine uygun düşecek, seni mutlu edecek bir iş yaşamı istiyorsan, idare edip gittiğin işten vazgeçeceksin. Kendini dinlemek, kendinle baş başa kalmak istiyorsan kalabalıklardan vazgeçeceksin. Bazen de...Koyu karanlıklara benzeyen yalnızlıklara katlanmayı bileceksin…. Sıradan, hayatına anlam katamayan, varlıklarıyla seni ileriye taşıyamayan arkadaşlardan uzak durmayı bilirsen eğer, can dostlar edinmenin kapısını aralayabileceksin. Çünkü yanlarında yürekten gülemediğin insanlar arkadaşın değildir ve senin bulunman gereken yer orası değildir. Bir kente sığamıyorsan eğer, serüvene atılmaktan çekinmeyecek ve o kentin sana sunduğu küçük avuntulardan vazgeçmeyi göze alacaksın. Seni doyurmayan, hatta ayak bağı olan, ancak belli güvenceler sunan bir ilişkin varsa oturup düşüneceksin. Sıradanlığa devam mı, yoksa aşk mı? Aşksa eğer yanıtın koyacaksın noktayı, göze alınması gereken ne varsa göze alarak. Doğayla baş başa, yalın, bohem, kafana göre bir hayat istiyorsan eğer, çoğunluğun peşinde ömür tükettiği dünya nimetlerinin çoğundan vazgeçmeyi bileceksin. Ve bir şeyi asla unutmayacaksın. Sadece senin için anlamı olan anlamlıdır! Velhasıl, anlamı olan bir hayat istiyorsan, bir şeylerden vazgeçmeyi bileceksin. Ve vazgeçmedikçe kazanamayacağını da...
VAZGEÇMEYİ BİLECEKSİN
Düşüncelerine dikkat et, söze dönüşürler...... Sözlerine dikkat et eyleme dönüşürler..... Eylemlerine dikkat et alışkınlık olurlar...Alışkanlıklarına dikkat et kişiliğini oluştururlar...... Kişiliğine dikkat et kaderini biçimlendirir. "Frank Ovlaw" |
| BALIK VE UMUT Küçük balık, yiyecek bir şey sanıp süratle atıldı çapariye. Önce müthiş bir acı duydu... Sonra hızla çekildi yukarıya. Aslında hep merak etmişti denizlerin üstünü. Neye benzerdi acaba gökyüzü? Balıkçının parmakları hoyratça kavradı onu ve küçük balık anladı artık yolun sonu... Koca denizlere sığmazdı, oysa şimdi yüzerken küçücük yeşil leğende cansız dostlarına değiyordu ister istemez. Bir kedi yalanarak baktı gözlerinin içine. Yavaşça karardı dünya, başı da dönüyordu. Son kez düşündü derin maviyi, beyaz mercanı, bir de yeşil yosunu.... İşte tam o sırada eğilip aldım onu, yürüdüm deniz kenarına. Bir öpücük kondurdum başına. Sade bir törenle saldım denizin sularına. Bir an öylece baka kaldı, sonra sevindi dibe daldı. Teşekkürü de ihmat etmemişti, bir kaç değerli pulunu avuçlarıma bırakarak.. Balıkçı ve kedi şaşkın baktılar yüzüme "Neden yaptın bunu?" diye sorar gibiydiler. "Bir gün" dedim, "Bulursam kendimi yeşil leğendeki küçük balık kadar çaresiz, son ana kadar hep bir umudum olsun diye." Umudunuzun kalmadığı anlarda, bu hikayeyi düşünüp teselli bulabilirsiniz.. * * * |
| Önce Kendimize bakalım ! Bu dünya yaratıldığında ülkelere bölünmemiş, sınırlar çizilmemiş ve yüzlerce din ortaya çıkmamıştı. İnsan oğlu keşfetmeye başladığı andan itibaren her konuda ayrımcılığı da ortaya koydu. O dever, bu devir diyerek bu günlere geldik, sözde medenileştik. Ama hala ber yerlerde parayı limitsizce harcayan, diğer tarafta açlıktan ölen insanlar varken, köşe dönücüler, yetim hakkı yiyenler, cocuk, yaşlı demeden ırza geçenler çoğalırken, spor olsun ya da moda dünyası kullansın diye başka canlı türleri yok edilirken, yapılan keşiflerin, ayak basılmaya çalışılan geçegenlerin ne anlamı var. Keşke silbaştan yapılabilse ve hayata tertemiz bir sayfadan, yeniden başlanabilse. En azından her birimiz birey olarak olumsuz yanlarımızdan sıyrılmayı, hayata daha posizif bakmayı ihtiyacı olana el uzatmayı, kendimize yapılmasından hoşlanmayacağımız hiç bir şeyi başkalarına yapmamayı ilke edimnerek en azından kendi içimizde bir silbaştan yapabiliriz. B.T.P * * *
|
| Yaşlı adam karşı kaldırıma geçmeye çalışırken, hızla gelen bir bisikletin çarpmasıyla yere devrilir. Ona çarpan genç hemen bir taksi çevirir ve onu en yakın hastaneye yetiştirir. Gereken müdahaleler yapılmış ve röntgen sonuçları bekleniyorken, hemşire yanına geldiğinde yaşlı adam iyi olduğunu ve gitmek istediğini belirtir. Hemşire "Bey amca röntgen sonuçlarını bir görelim hele... Acelen ne böyle"der. İhtiyar israr eder."Ben iyiyim.. Gitmem gerek, karım beni bekliyor." Hemşire tamam gidersin nasılsa evde değil mi? "der.. Yaşlı adam "Hayır... O bir bakım evinde kalıyor, alzheimer hastası. Beni tanımıyor ama, her sabah gidip onunla birlikte kahvaltı ediyorum"der. Hemşire şaşırır ve sorar" İyi de... seni tanımıyorsa, neden her sabah oraya gitmek için koşturuyorsun amca bey"der. Yaşlı adam cevaplar.. "Ama ben onu tanıyorum... bu yetmez mi?" Sevdiklerinizi, unutmamanız ve ihtiyaç duydukları her an yanlarında olmanız dileklerimle. |
HEY MİLLET !! Hayatta bir hedefiniz var mı? Yoksa öylesine yaşayıp gidiyormusunuz? İnsanın aradığını bilmesi gerekir, yoksa elde ettiği zaman farkına varmaya bilir. UMUDUNUZ HER ZAMAN OLSUN : İnsan umduğu sürece var olur ve umut enerji verir. MOTİVASYON : İnsanı harekete geçiren, zihinsel ve duygusal süreçlerin bütünüdür. ELDE ETMEK İSTEDİKLERİNİZ İÇİN: Emek verin, bilgi edinin, isteyin bu sizi başarıya götürecektir HAYAL KURUN : Ama bunu yaparken, bulutların üstünde bir ev düşlemeyin. Ayaklarınız yere bassın. Elde edilmesi mümkün hayaller peşinde gidin. Olasılık varsa ve çok isterseniz mutlaka gerçekleştirebilirsiniz. Bırakın elde edemeyeceklerinizin peşinde koşmayı. Siz sahip olduklarınızın kıymetini bilin. Ama her zaman kendiniz ve sevdikleriniz için en iyi olanı istemekten çekinmeyin. Dün, dündü.... Yarın hep yarın kalacak... İyisimi siz BUGÜNÜN tadını çıkartın ve bugünün işini yarına bırakmamaya bakın. B.T.P * * *
| M U T L U L U K İnsanoğlu mutluğu hor kullanıyormuş..... Hep şikayetçi, hep bıkkınmış. Bir gün melekler, mutluğu saklamaya karar vermişler;"Saklayalım da zor bulunsun, belki ozaman kıymetini bilirler." Peki, nereye saklayalım ? Everes'in tepesine mi, Atlas Okyanusu'nun dibine mi ?Dondurma külahına mı, şarap şişesine mi? Ya da Taçmahal'in kubbesi, belki de iyi mahaldir mutluluğu saklamak için. Pek çok şer düşünmüşler ama hiçbiri yeterince zor gelmemiş...Meleklerden biri "Kendi içlerine saklayalım"demiş. "Kimsenin aklına gelmez içine bakmak, içinde aramak." İşte o gün bugündür mutluluk herkesin içinde saklıymış. Herkes mutluluğu ve mutsuzluğu biraz da kendi yaratır. Sahip olduklarımıza şükretmeyi bilelim. Komşunun tavuğu da kaz görünmesin gözümüze.... |
| Yanlış tercih ve acı Son
Askerliğini tamamlayan Mehmet, istanbul’da bulunan annesine ve babasına telefon açtı:Somnunda eve geliyorum ama bir şey sormak isterim. Bir arkadaşımı beraberimde getirebilirmiyim?” - Tabi getirebilirsin evladım. - Ama bilmeniz gereken bir şey var. O savaşta ağır yaralandı. Mayına bastı kolu ile bacağını kaybetti. Başka gidecek bir yeri yok. Bizimle yaşamasını istiyorum. Çok üzüldük… Belki kalacak bir yer bulması için ona yardımcı olabiliriz. - Yok onun bizimle yaşamasını istiyorum. Oğlum sen ne istediğinin farkında değilsin. Böyle bir sorunu olan bir kişiyle yaşamak hepimizi rahatsız eder. Bizim de kendimize gore bir hayatımız var. O kendi yaşantısını devam ettirmenin yohunu bulacaktır mutlaka. Mehmet telefonu kapatır; o günden sonar da kendisinden bir haber alınamaz. Bir kaç gün sonar polis aileyi arar. Anne ve babaya, oğullarının bir binanadan düşerek öldüğünü söyler. Mehmet intihar etmiştir. Anne ve baba, Mehmet’I teşhis için morga giderler. Evet, orada cansız yatan sevgili oğulları Mehmet’tir ama bir bacağı ve bir kolu yoktur.
(Alıntı:Sabah Gaz. - Yazı: Ali Ersoy | İKİ ZOR SORU 1- Bir kadın tanıyorsunuz hamile, 8 çocuk sahibi. Çuklarının 3'ü sağır, 2'si kör ve biri de geri zekalı. Anne ise Frengili. Bu kadına kürtaj önerir miydiniz ? Cevap vermeden önce ikinci soruyu da bir okuyun.... 2-Yeni bir lider sizin oyunuzla seçilecek. a - b - c diye sıralanan şıklardan birini seçmeniz gerekiyor. A ŞIKKI ADAYI: Dürüst olmayan politikacılarla işbirliği yapar, falcılara danışır; metresi vardır ; sigara tiryakisidir, günde 8 ila 10 bardak martini içer. B ŞIKKI ADAYI: İki defa işten kovulmuştur; öğlene kadar uyur. Kolejdeyken marihuana kullanırdı. Her akşam birden fazla viski içer. C ŞIKKI ADAYI: Gözde bir savaş kahramanı ; vejeteryen; sigara kullanmamış; nadiren bira içer ve karısına asla ihanet etmemiştir. Bu adaylardan hangisini tercih ederdiniz. İsterseniz cevaplamadan önce şıklardaki kişilerin kim olduğuna bir bakın. A - FRANKLIN ROOSEVELT B - WINSTON CHURCHILL C- ADOLF HITLER İlk sorudaki kadına kürtaj yaptırmasını önerdiyseniz Beethoven'ı öldürmüş olacaktınız ! Bu yazıda bir de tavsiye vardı ki, çok hoşuma gitti onuda yazmadan edemeyeceğim : Amatörler " Nuhun Gemisi"ni inşa ettiler, Profesyoneller ise Titanik'i.... Kıssadan hissesine gelince:; Bir kişi yargılamadan önce çok iyi düşünün, zira hiç bir şey göründüğü gibi değildir... |